Machu Picchu! Sonunda çocukluk hayalim olan kayıp şehire doğru yola çıkmaya hazırım. Telefonum çalındığı için akşam satın aldığım Çin malı plastik alarm saatin sesiyle sabah 4’te uyanıyorum. 3 aylık seyahatin ve otobüslerde geçen 300 saatin yorgunluğu ile bünyeyi daha fazla zorlamak istemediğim için önceki gün ani bir karar verip Machu Picchu turu satın alıyorum. Acenta tam kapanırken almama rağmen şans eseri Machu Picchu tren bileti bulabiliyorum (şansınızı zorlamayın ve önceden ayarlayın) Tek sıkıntı, Cusco’ya dönecek trenin çok geç saatte olması. Biraz yorulacağım! İnkaların inşa ettiği dünyanın 7 harikası arasında gösterilen bir yer için değer. Tüm gezi gidiş-dönüş biletleri dahil 300 dolara mal oluyor. Normalde inca trail yapmayı planlarken tüm bu olanlardan sonra tüm o yolu yürümek gözümde büyüyor. Bu yazımda size Machu Picchu hakkında bilgi vermeye çalışıp aldığım gezi notları ve fotoğrafları paylaşacağım.

Machu Picchu Gezisi

Seyahat acentası sabah 4 civarında minibüsle hostelimden alıyor beni. Machu Picchu’ya karayolu yok ve sadece trenle gidilebiliyor. 2 saatlik bir yolculuktan sonra Ollantaytambo (bu ismi hala neden hatırlıyorum ben de anlamış değilim) kasabasındaki tren istasyonuna varıyoruz. Buradan Aguas Calientes (sıcak su, belki de kaplıcalar gibi bir anlamı var) kasabasına gideceğiz. Turistik amaçlarla kurulmuş Aguas Calientes kasabası Machu Picchu’dan önceki son yerleşim yeri. Picchu’ya yürüyerek gidecek sırtçantalılar burada konaklıyorlar. Turistik bir kasaba olduğu için restoranlar falan pahalı.  Benim gibi tembeller için minibüsler de buradan kalkıyor.

 

Machu Picchu treni, Perurail
Machu Picchu treni, Perurail

 

Aguas Calientes’e Perurail firması götürüyor bizi. Tren tertemiz, çalışanlar pırıl pırıl giyinmiş. Belli ki Peru devleti bu konuda çok titiz. Ülkenin incisi sayılan Pichu’ya giden yabancılar için iyi bir imaj bırakmak istiyorlar. Tabii 2 saatlik tren yolculuğuna aldıkları fahiş fiyata verilen servis az bile. Trende karşımda 2 Grenadalı hanım var. Taa Karayiplerden gelmişler. 2 saat boyunca kahvemizi yudumlayıp, sohbet ederek son durağımız olan Aguas Calientes’e ulaşıyoruz.

aguas calientes, inca trail, peru gezisi, machu picchu turu
Aguas Calientes

 

Trenden iner inmez ismimin yazılı olduğu bir tabelayla (evet, sonunda beni de böyle karşıladılar) hayatın kötü davrandığı, zayıf bir Perulu amca karşılıyor beni. Minibüslerin olduğu yere doğru yürüyoruz. Dev bir sıra ve sırada 1000 çeşit milletten insan var. Amca beni sıraya sokmadan herkesin bakışları arasında minibüsün en ön koltuğuna oturtuyor. Ha ha! pek de iyi bir şey sayılmaz ama çok zevkli. “Hey, başıma o kadar kötü şey geldi, bırakın da biraz keyfini çıkarayım!”

Bulutlara Doğru

İlginç şekilli kireç taşı tepeleri, sisli ormanlar arasında yılan gibi kıvrılan yolda yukarı doğru çıkıyoruz. Araba ile 25 dakika sürüyor ama isterseniz bu yolu yürümek de mümkün. Dizlerinizin  kuvvetine bağlı olarak 1.5-2 saat kadar sürebiliyor. Kısa bir sürüşten sonra sislerin arasında hafiften üşüyerek minibüsten iniyoruz.

peru gezi, machu picchu turu, inkalar, pachamama
Machu Picchu gezisi

 

Sonunda efsanevi İnka imparatoru Pachacuti‘nin kutsal şehri Machu Picchu’ya çok yakınım! İlk olarak rehberimi bulmam gerekiyor. Rehberimin elinde beyaz bayrak olacak. Her milletten insan var buluşma noktasında. Inca Trail’i bitirmiş Avustralyalı bir grup sabahın köründe şampanya patlatıp kafa şişiriyor. Gerçekten turistin olduğu her yerden nefret ediyorum ama yapacak bir şey yok! Machu Picchu için çekilecek. 🙂 Sonunda rehberimiz geliyor ve kısa yürüyüşümüz başlıyor. Biletleri alıyor rehber. Biz de bu arada pasaportumuza Machu Picchu damgası basmakla meşgulüz. Tabii solak olan ben damgayı yamuk bir şekilde basıyorum. 🙁

 

inkalar, machu picchu turu, inca trail, machu picchu tren bileti
İnkaların kutsal şehri

 

 

bulutların üstündeki kayıp şehir, inkalar, machu picchu turu
Machu Picchu

 

 

Kayıp Şehir

Küçük bir yürüyüşten sonra aniden tüm görkemiyle sisli ulu dağlar ve Urubamba nehri arasında Machu Picchu ve Huayna Picchu (genç zirve) beliriyor.  Huayna Picchu, antik kentin arkasındaki yüksek tepe ve 2700 metre yükseklikte. Oraya tırmanış için özel izin almanız gerekiyor ve söylendiğine göre bayağı yorucu.  2450 metre yükseklikteki Machu Picchu, Urubamba nehrinin 450 metre üzerine oturuyor. Hiram Bingham’ın 400 yıldır kayıp olan bu şehri keşfettiğinde neler hissettiğini düşünüyorum. 1911 yılında yaşadığı anı anlatırken “tam anlamıyla nefesim kesildi” diyor, Bingham. 2450 metrede olmanın etkisi midir(!) yoksa insanlık tarihinin en büyük keşiflerinden birine imza attığından mıdır bilemiyorum ama müthiş bir his olmalı.

 

inkalar, peru turu, güney amerika turu
Huayna Picchu (genç zirve)

Aslına bakılırsa Machu Picchu’nun ne amaçla, kim tarafından yapıldığı hatta ismi bile kesin olarak bilinmiyor. Halk tarafından Quechua dilinde “yaşlı zirve”anlamına gelen “machu pikchu”  ismi veriliyor buraya. Şehir hakkında ne İspanyollardan ne de İnkalardan kalan yazılı hiçbir bilgi, taş yapılarda bize bir şeyler anlatabilecek resimler, freskler yok.  Machu Pichhu 1450 yılı civarlarında kuruluyor ve yaklaşık 100 yıl sonra tamamlanmadan terk ediliyor. 1911 yılında Perulu bir çiftçinin yolu göstermesiyle Hiram Bingham tarafından keşfedilene kadar da kayboluyor. 400 yıl boyunca sessizce bekliyor… Terk sebebi olarak bazı arkeologlar İspanyolların gelişini bazıları da yine İspanyollarla birlikte gelen çiçek hastalığını gösteriyor.

Peki İnkalar neden ulaşılması bu zor yere, yaşaması  böyle bir şehir inşa ettiler? İnkalar çıldırmış mıydı yoksa başka bir amaçları mı vardı?

Hanaq Pacha

Machu Picchu’nun kurulduğu yerin mükemmel bir Axis Mundi (dünyanın merkezi, yerle göğün birleştiği kutsal yer) olması şehrin dini amaçlarla kurulmuş olma ihtimalini güçlendiriyor. 450 metre aşağıdaki Urabamba nehri kıyısında düz bir arazide suya yakın bir şehir kurulabilecekken böyle zorlu bir yerin tercih edilmesi de bu tezi güçlendiriyor. Aynı zamanda tanrı da olan imparatorun, hanan pacha (İnka mitolojisinde yukarı dünya), ukhu pacha (yeraltı dünyası) ve kay pacha (yeryüzü) dengesini kuracağı, tanrılarla iletişime geçeceği yerin Machu Picchu olması, özellikle buranın seçilmesi kesinlikle bir tesadüf olmamalı. Gerçekten de dünya üzerindeki hiçbir yere benzemiyor burası.  Zaman daha bir yavaş akıyor sanki Machu Picchu’da…

 

inkalar, pachutiti, pachamama, urabamba, inka, machu, huayna
Machu Picchu turu

 

Şehir İnkalar’ın en şaşalı döneminde inşa ediliyor. İmparator Pachacuti Cusco’dan aldığı krallığı dev bir imparatorluğa dönüştürüyor. Pachacuti’nin imparatorluğu kuzeyde Kolombiya’dan güneyde Şili’ye kadar uzanıyor. Nüfusu o dönem Güney Amerika’sı için çok büyük bir rakam olan 10 milyona ulaşıyor.

 

inka taş işçiliği, hiram bingham
taş yapılar

 

Machu Picchu’nun muhteşem manzarası eşliğinde dik yamaçlara yapılmış terasların arasından geçiyoruz.  Teraslar, nüfusu 1000 kişiye ulaşabilen (çok da büyük değilmiş be!) şehrin bir kısım yiyecek ihtiyacını karşılarken aynı zamanda erozyonu önleyip su akışını kontrol ediyor. Küçük su kanalları görüyoruz her yerde. İnkalar Urubamba nehrinden su taşımak yerine kireç taşı tepelerindeki çatlaklardan sızan yağmur sularını bu kanallarla birleştirip şehire taşımışlar. Dönemin Güney Amerika kıtası için müthiş mühendislik örnekleri bunlar.

 

inka teras, inka terasları
İnka terasları

 

urabamba river
Urabamba Nehri

 

inkalar
Teraslar

Grubumuzda Bosnalısından tut, Çinlisine kadar birçok milletten insan var. 3 tane de İspanyol genç var. Perulu rehberimiz gözleri dolarak İspanyolların yaptıklarını anlatıp devamlı İspanyollara saydırıyor. Perulu saydırdıkça İspanyollar bozuluyor. Çok saçma bir durum ama izlemesi zevkli! 🙂 Sonra gruptaki Bosnalı bir genç (muhtemelen Bosnalı Sırp) bana; “Türkler de bize aynısını yaptı.” diyor, “şimdi seninle mi uğraşacağım geri zekalı” bakışı atıp, cevap bile vermiyorum. Adam Machu Picchu’ya gelmiş, benimle Balkan tarihi tartışmaya çalışıyor ki ben Kosovalıyım. 🙂

Taş Yapılar

Güneş Tapınağı, kraliyet mezarı, kraliyet sarayı, ay tapınağı, 3 pencereli tapınak ve ana tapınağı gezdiriyor rehberimiz. Tüm bu taş yapılar, hünerli İnka taş ustaları tarafından harç ya da birleştirici herhangi bir madde kullanılmadan taşların birbirine geçirilmesiyle yapılmış. Özellikle tapınaklarda birbirine mükemmel şekilde oturuyor taşlar. Tapınaklar için yapılan 1 taşın 2 ayda özenle tıraşlandığını söylüyor Perulu rehberimiz. Bazı binalarda 20 ton ağırlığında dev taşlar kullanılmış.

 

temple of moon
Ay Tapınağı

 

tapınak, temple
3 pencereli tapınak

 

inka taş işçiliği
Mükemmel İnka taş işçiliği

Cevaplanamayan bir diğer soru da İnkaların ilkel aletlerle bu taşları nasıl taşıdığı. Aslında cevap basit; Granit kayalar zaten Machu Picchu’nun olduğu yamaçta ve inşa alanında bulunuyor. İnkalar 15. yy’da hala tekerleği icat etmemiş olduklarından dolayı taşları insan gücü ve iplerle taşıyorlar. Bambu çubukları üst üste koyarak kaldıraç etkisi yaratıp merdiven yöntemiyle diziyorlar. İnkalar demiri de keşfetmemiş. Taşları inşaat arazisinden çıkan ve yine içinde demir madeni bulunan obsidyen taşı ile biçimlendiriyorlar. Yani araziyi seçmelerinde Axis Mundi dışında malzeme bolluğu da etkili olmuş gibi.

 

granit
Şehrin içinde hala bulunan işlenmemiş granit taşlar

 

Pachamama

Çeşmeler, oyun alanları, evler, meydanlar her yerde durup özenle anlatıyor rehber. Gerçekten işini seviyor. Birçok şey öğreniyorum sayesinde. Mesela sadece İmparator’un evinde tuvalet olduğunu görüyoruz. Tuvaleti gelen diğerlerinin Machu Picchu dışına küçük bir yürüyüş yapması gerekiyor. Rehberimiz tam bir İnka milliyetçisi(!) ama İspanyolca konuşuyor. Hristiyanlığın gelişiyle ve yüzyıllarca süren asimilasyon nedeniyle Perululara İnka dini ve adetleri unutturulmaya çalışılmış. Gerçekte de öyle mi, hala İnka adetleri hayatlarının bir parçası mı bilemiyorum çünkü Perulular soğuk insanlar ve çok konuşmuyorlar. Aslında İspanyolcaları çok basit ve anlaşılır. Bolivya ve Peru’da İspanyolca konusunda çok rahatım. İnkalardan kalan bir adet gözüme çarpıyor Peru’da. İnsanlar bir şey içmeden önce ilk olarak yere döküyorlar. Kola içiyor ama yere döküyor! Biraz araştırınca doğa ana “pachamama”ya ikram ettiklerini söylüyorlar. Çok hoşuma gidiyor bu adet. Demek ki İspanyollar her şeyi öldürememişler.

 

inca houses, inka mimarisi
İnka evleri

 

fransız
François ve arkadaşı Hugo

 

Dönüş Yolu

Rehberimiz bizi gezdirdikten sonra grubu dağıtıyor ve serbestim. Trenim gece kalkacak ve vaktim bol. Başlıyorum Machu Picchu’nun tepelerine çıkmaya. Yağmur başlıyor. Aa! O da kim? Uyuni safarisinde beraber yolculuk ettiğim Fransız arkadaşlardan François burada! En yüksek noktadan Machu Picchu’yu izleyip sohbet ediyoruz. Hava da kararmaya başlıyor. Son minibüsle Aguas Calientes’e gidip oradaki restoranların bir tanesinde alpaka eti yiyerek trenimin gelmesini bekliyorum…

 

rain in machu picchu
Machu Picchu’da yağmur

 

Trenim geliyor. 2 Amerikalı turistle beraber yorgun bir şekilde dönüş yoluna koyuluyoruz. Trende Perulular moda şovu ve dans gösterileri yapıyorlar. Hayatımda gördüğüm en komik moda şovunu izliyorum. Bence Perulular şov işini bırakmalı 🙂

 

perurail
acayip tren gösterileri

 

Çok yorgunum artık. Otobüslerde 300 saat geçirdiğim, 3 ay süren Güney Amerika turunu bitirmeye karar veriyorum. Ekvador ve Kolombiya’yı başka bahara bırakıyorum ve biraz keyif yapmak için Rio’ya gitmeye karar veriyorum! Tabii ki bu sefer otobüsle değil!

Minibüs sabaha doğru Cusco’ya ulaşıyor. Kulağımda Oi Va Voi çalıyor.

We venture the heights of Machu Picchu
Ignoring the danger sign on the jungle trail
The serpent’s bite it only serves to strengthen our resolve
Cause tonight is the night we set sail…

Biraz da Afrika

2 Yorum

  1. Gercekten boyle yerleri gezdigin icin kendini sanslinhissetmelisin cok guzel de aktarmissin tesekkurler eski insanlari tebrik etmek lazim gercekten muazzam yapi

  2. rüyalarımdan bir tanesini gerçekleştirmişsiniz tebrik ediyorum sizi. hikayelere devam..

Yorum Bırakın