Villarica Volkanı“, Almanca soyadı olup Almanca bilmeyen hostel sahibesi aynen böyle söylüyor. Adını ilk defa duyuyorum bu dağın. “Pucon kasabası yakınlarında müthiş bir volkan var, Villarica Volkanı! Kesinlikle oraya tırmanmalısın!” diye devam ediyor, Pasifik Okyanusu kıyısındaki Valdivia kasabasında kahvaltımızı ederken. Valdivia’yı çok sevmiştim ama volkan kafama takılıyor. Sabah erkenden Pucon kasabasına doğru yola çıkıyorum.

 

Pucon şehrinden Villarica Volkanı

 

Bariloche, Valdivia ve Pucon arasındaki otobüslerin pencereleri cennete açılan kapı gibi. Sanki Haziran ayında Ege’deyim. Her yerde böğürtlen, ahududu var. Ormanların, göllerin, kiraz bahçelerinin arasında seyahat ediyoruz devamlı. Güzellikleri kaçırırım diye bir an bile gözlerimi kırpmıyorum. Pasifik Okyanusu kıyısı boyunca ip gibi uzanan Şili’nin orta bölgesi Aralık ayında müthiş bir şölen sunuyor…

Göller Bölgesi

Villarica Volkanı

Valdivia’dan 3 saatlik otobüs yolculuğundan sonra Pucon kasabasına ulaşıyorum. Pucon, birkaç kilometrelik ana cadde üzerinde acentaların, restoranların ve otellerin olduğu küçük bir turistik kasaba. Otogardan 20 dakikalık kısa bir yürüyüşle Villarica Gölü yakınlarındaki hostelime ulaşıyorum.

Etnica Eco, çevre dostu bir hostel. Kahvaltı dahil geceliği 20 dolar. Bahçesinde bostanı , incir ve kiraz ağaçları var ve ağaçlara dalmak serbest 🙂 Bana her konuda yardımcı olan sahibi küçük bir cennet yaratmış Pucon’da. Pucon’a gideceklere kesinlikle tavsiyemdir. Dünyada gördüğüm en güzel dağın manzarasıyla kasabanın arka sokaklarını dolaşıyorum. Milyonlarca yıldır orada olan Villarica Volkanı, kızgın bir tanrı gibi üzerinden dumanlar saçarak Quetrupillán ve Lanin Volkanı ile vadiyi izliyorlar.

Volkanların Aşkı

Efsaneye göre; Lanin güçlü bir savaşcı ve tütününü içen güzeller güzeli zarif Villarica’sını mutlu bir şekilde uzaktan izliyor.  Bir süre sonra aralarında başka bir savaşçı git gide büyümeye başlıyor ve Lanin’in manzarası kesiliyor! Artık Villarica’sını göremez oluyor. Sinirlenen Lanin, Quetrupillán’ın kafasını kopartıyor ve sorunu çözüyor. 🙂 Gerçekten de Quetrupillán Volkanı’nın kafası kesik gibi. Muhtemelen volkan külahını koparan bir patlamadan sonra bu hale geliyor.

Villarica volkanı
Villarica Volkanı’nın zirvesinden Quetrupillán ve Lanin Volkanları

 

Pucon’da çok fazla kalmaya niyetli değilim, hemen volkan yürüyüşünü yapıp Santiago’ya gitmeyi planlıyorum ama küçük bir sorun çıkıyor; Akşam Noel kutlamaları var ve ertesi gün herkes tatil. Hiçbir acenta Villarica turu yapmıyor. Birkaç yer geziyorum ama nafile.

Sonunda ara sokakta Fransızların işlettiği bir acentaya denk geliyorum. “Yarın sabah Villarica’ya sadece biz çıkıyoruz ama Noel sebebiyle teleferik çalışmayacak, zorlu kısmı tırmanacağız.” diyorlar. Turu almadan önce kafamı kurcalayan bir soru var. “Volkan, benim daha önce hiking, trekking yaptığım dağlara hiç benzemiyor. Uzaktan bakıldığında öyle yürüyerek çıkılacak bir yer gibi de değil, bu tırmanış mı yoksa yürüyüş mü?” diye defalarca soruyorum. Çünkü Patagonya’da defalarca hiking yapmış olsam da hayatımda hiç dağcılık tecrübem yok! Fransız çocuk, “çok kolay! Herkes yapıyor, korkulacak bir şey yok.” deyip geçiştiriyor, Noel eğlencesine yetişmek için acele ederek. Sonunda çaresiz 70 dolar ödeyip (70 dolara yürüyüş turu mu olurmuş!) Sabah 4’te başlayacak turu satın alıyorum. Ben bu duruma “seyahat sarhoşluğu” diyorum. Güney Amerika boyunca 300 saat otobüslerle seyahat edip, beyine binlerce bilgi depolayınca bir saatten sonra beyin ambale oluyor. (zaten pek akıllı sayılmam) Adamın dediklerine inanıyorum.

villarica volkanı, buzul tırmanışı, şili, pasifik okyanusu, güney amerika
Villarica Yanardağı, Şili

 

villarica, pucon volkanı, patagonya
Volkanik patlama anında kaçış rotasını gösteren tabela. Pucon

 

Hostele geri dönüyorum. Ooo mangal yakılmış, şaraplar sıra sıra dizilmiş. Noel kutlamalarına başlamış herkes. İçkiler içiliyor, şarkılar söyleniyor. 60’larda mıyım yoksa?! Hippi ortamını görünce, “amaaaaan zaten kolay bi yürüyüşmüş” deyip eğlenceye dalıyorum…

Etnica Hostel

3 saatlik uyku sonrası daha hava aydınlanmadan acentada oluyorum. Özel giysilerimizi, botlarımızı giyiyoruz ve volkana doğru yola çıkıyoruz.

Villarica Volkanı Tırmanışı

“Tırmanmak istemeyenler şimdiden vazgeçebilir, 1 saat sonra vazgeçerseniz paranız iade edilmeyecek” diye bağırıyor Şilili rehberimiz. (ulan o kadar yol gelmişiz, niye vazgeçelim ki?) Volkanik küllerin üzerinde ve kavurucu sıcağın altında 1.5 saat tırmanışla başlıyoruz. Kalın kıyafetler, ağır botlar ve kaskla düz yürümek bile zor iken biz tırmanıyoruz! Dağın buzul kısmı başladığında küçük bir mola verip ayağımıza çivili krampon geçiriyorlar! Hop! Neler oluyor? Her neyse 25 kişilik gruptan dili dışarıda 10 kişi daha fazla yürüyemeyeceklerini söyleyip geri dönüyorlar. Ben de çok yorgunum ama bundan sonrası kolaydır deyip vazgeçmiyorum. Bir de Arnavut inadı faktörü var ki bu sefer az kalsın ölüme götürüyordu beni.

Villarica Tırmanışı

Kar üzerinde biraz yürüdükten sonra buz kısmına geçiyoruz. Rehberler buz baltalarını çıkarıp elimize tutuşturuyorlar. Yanımdaki Amerikalı arkadaşla gülüp fotoğraf çekiyoruz. Rehber, eğer düşersek baltayı nasıl saplayacağımızı, vücudu nasıl yukarı çekeceğimizi, baltayı nasıl baton olarak kullanacağımızı falan anlatıyor. (kendi aramızda gülüyoruz: “turistik olayın bokunu çıkardı adamlar. tırmanacak olsak tırmanırken mi ders verilir?”)

30 dakika daha tırmandıktan sonra arazi iyice dikleşiyor, zorlaşıyor. Grubun büyük kısmı dağcı olduğu için çok hızlı tırmanıyorlar ve vücutları soğumasın diye 1 saatte 5 dakika mola veriyorlar. Mola verdiğimizde benim artık enerjim tükeniyor. Yaklaşık 2.5 saattir tırmanıyoruz ve ben çok yorgunum. Çok az suyum var, otobüslerle yüzlerce saat yaptığım yolculuklar, önceki gece içtiğim şarap etkisini gösteriyor ve kan şekerim düşüyor, gözlerim kararıyor. Senede 1-2 kere başıma gelen bir olay bu ve yürümemi bile imkansız hale getiriyor.

Yukarı, Daha Yukarı

Kırık İspanyolcamla “Adım atacak halim yok, ne zaman yürüyüş kısmına geçeceğiz?” diyorum, rehberin bakışları değişiyor, “bu yürüyüş değil, profesyonel buzul tırmanışı” diyor. Buzul tırmanışı Haha Şaka yapıyorsun? Şu anda nereye tırmanıyoruz? Kaç saat daha tırmanacağız?” Rehber parmağıyla yukarıyı işaret ediyor ve “4 saat daha var.” diyor. ŞOK! Üzerinde dumanı tüten Villarica bana gülümsüyor. 🙂 Tanrım, o nasıl bir görüntü, nasıl bir diklik! “imkansız” diyorum, hastayım, tırmanamam! Çıldırdınız mı siz! Benim yürüyecek halim bile yok! Kramponlarla bu kadar yüksekten buzlardan aşağıya inemeyeceğimi, helikopterin falan da gelmeyeceğini, mecburen grupla devam etmem gerektiğini söylüyor. Benimle birlikte 5 kişi daha var acenta tarafından kazıklanan. Bu sefer biz dilimiz dışarıda rehberin ayak izlerini takip ediyoruz… Hayatımda yaşadığım en zorlu 4 saat, hayatta kalma mücadelesi başlıyor…

 

Şarjı %1 kalmış i phone gibiyim, bitik ama bir şekilde devam ediyorum. 🙂 1 saat daha tırmanıyoruz ama ne tırmanmak! Bilincim yarı kapalı bir şekilde uçurumun kenarından rehberin ayak izlerini takip ediyorum. Yol yok, buz var. Attığımız adımın birkaç santimetre yanı uçurum ve çok çok yüksek. Ayağımda kramponlar elimde balta mola veriyoruz. Eldivenleri çıkarıp çantamdaki su şişesine uzanıyorum ama yorgunluktan ellerim titriyor ve şişe elimden kayıyor. Kayar kaymaz uçuruma yuvarlanıyor, benim de gözüm kararıyor ve yere düşüyorum. Buzlar ellerimi kesiyor, ellerim kanamaya başlıyor. Rehber yanıma gelip, “eğer düşersen şişeye olan sana da olacak, dikkatli ol” diyor. (En azından buz baltası dersi boşuna değilmiş) Cevap bile veremiyorum çünkü kelimelere harcayacak nefesim, gücüm yok.

Ölüm Kalım Mücadelesi

Rehbere, “lütfen önümden git, seni takip edeceğim” diyorum. Otomatik pilota bağlıyorum. Sadece adımları sayıyorum; 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8… Ölüm tehlikesi halinde vücudun, beynin yapabildiği şeyler inanılmaz.  3 saat boyunca binlerce metrelik uçurumun kenarında zombi gibi yürüyorum. Normalde 5. kattan aşağı (yükseklik korkusu) bakamazken ölüm korkusuyla yükseklik korkusunu hissetmiyorum bile. 9, 10, 11, 12, 13… Tırmandıkça hastalık, yorgunluktan öte soğuk ve irtifa hastalığı ile mücadele başlıyor. Nefes almakta güçlük çekiyorum, 30 derece ile başlıyoruz ama -2 dereceye iniyor hava sıcaklığı. Sert rüzgar da cabası. Devamlı yokluyor rüzgar. Normalde bile düz yürüyemeyen ben, kramponlarla buz üzerinde tırmanıyorum. Yanlış adım, ölüm demek!

Pucon, Villarica Volcano, Chile, Şili
Villarica Yanardağı

14, 15, 16, 17, 18… Artık çok az bir mesafe kalıyor. Rehberler ve profesyoneller bizi kendi başımıza bırakıyor. 100 metre kadar arkamda 3 kişi var. Biraz durarak, biraz tırmanarak devam ediyorlar. Sert rüzgar yüzüme vuruyor, dengede durmakta zorlanıyorum. 5 dakika yürüyüp 2 dakika dinleniyorum. Zirveyi görüyorum. Evet çok yaklaştım. Bir an çok sert bir rüzgar yüzüme çarpıyor ve rahatlıyorum. Kafamı çevirip, aşağı bakıyorum. İNANILMAZ! Kelimelerle tarif edilebilecek bir görüntü değil! İNANILMAZ! İnanılmaz bir görüntü! Bu gerçek olamaz! Ayrıca korkmuyorum! Yaklaşık 3000 metre yükseklikteyim ve hiç korkmuyorum. Beynim görüntünün gerçekliğini algılayamıyor. Bir an cebimdeki go pro kamera aklıma geliyor ama onunla uğraşacak enerjim yok. Zirveye doğru devam ediyorum…

Zirveye 100 metre kala artık ayaklarım tutmuyor. Arada bizim gelip gelmediğimizi kontrol eden rehbere doğru ellerimi sallayıp, bağırıyorum ve gelip bana omuz veriyor. Yavaş yavaş zirveye ulaşıyoruz. Evet, sonunda başarıyorum. Ölmedim! Ama nasıl ineceğiz???

Zirveye ulaşır ulaşmaz yıkılıyorum. Villarica Volkanı aktif bir volkan. Kraterinden çıkan sülfür dumanları arasında öksüre öksüre dinleniyorum. Plastik gibi Şili ekmeğine yaptığım peynirli, jambonlu sandviçi yiyorum. Enerjimi geri topluyorum. Hala nasıl ineceğimiz hakkında hiçbir fikrim yok.

 

Villarica Volkanı’nın diğer tarafına gidiyoruz. Bu tarafı güneş gördüğü için buzla değil karla kaplı. Çok yüksek. Buradan nasıl inilir yahu  diye korkuyorum devamlı.  Elimize plastik bir parça veriyorlar ve kayarak inmeye başlıyoruz.  Müthiş eğlenceli! 3000 metreyi kıçımızın altındaki turuncu plastik parça ile jet gibi kayarak iniyoruz. Bu sefer tüm dağcıları geride bırakıyorum :)) yaklaşık 7 saatte çıktığımız Villarica Volkanı’ndan aşağı 4 saatte iniyoruz. Çıkarken yaşadığım problemlerden dolayı birkaç foto çekebilmiştim ama inerken go pro ile kayıt yapıyorum.

Konu Kilit

Ben şanslıydım çünkü hava çok değişken olmasına rağmen yağmur yağmadı. Acentaların eksik bilgi vermesinden ve sorumsuzluklarından dolayı ölenler olmuş bu tırmanışlarda. Türkiye’de dağcılık lisansı olmadan bırakın tırmanmayı bu dağın fotoğrafını bile çekmenize izin vermezler. Zaten ben tırmandıktan birkaç ay sonra Villarica patlıyor ve tüm kasaba boşaltılıyor. (işalla Fransızlar batmıştır haha) Tırmanış tecrübeniz yoksa denemenizi tavsiye etmem.

villarica volkanı, villarica yanardağı, vulcan villarica, pucon, chile, şili, volcano
Villarica Yanardağı, Pucon – Şili

Hostelime hala şoku atlatamamış bir şekilde Villarica Yanardağı macerasından dönüyorum. Saatlerce uyuyorum. Sonra Twitter’ı açıp Türkiye’de neler olmuş bakarken Suudi Arabistanlı bir imamın “dünya yuvarlarlak değildir.” diye bir laf ettiğini görüyorum. O sırada go pro var elimde ve zirveden inmeden önce çektiğim fotoğrafı görüyorum; “Pucon Volkanı’nın tepesinden çektiğim fotoğrafta dünyanın yuvarlak olduğu net bir şekilde görülüyor. Konu kilit!

Güney Amerika gezisi özeti için..

5 Yorum

  1. Belki yüzlerce kez duydunuz ama bir kere de ben söyleyeyim. Ne kadar ne kadar ne kadar harikaCanı gönülden tebrik ederim eşsiz tecrübelerinizi…

  2. Müthiş Bir solukta okudum. Şansızlığın şansa dönüşmesi bu olsa gerek

  3. Güler Arzum Yanıtla

    Gerçekten cesaret işi bir tırmanış olmuş Hayat ve memat arasında.Ama fotolar müthiş ötesiydi..Ellerinize sağlık efendim.iyi akşamlar

  4. Üstad cok güzel yazıyorsun. Bu kış gideceğim. Gitmeden 1 hafta önce G.Amerika yazılarını tekrar okuyacagim. Müthiş motivasyon

Yorum Bırakın